Bir zamanlar DOS vardı

disketBilgisayar dünyasında bazı efsaneler vardır. Onları pek çok kimse bilmez. Ama kendi zamanlarında birer efsanedirler. Örneğin DOS (Disc Operating System). Bazılar microsoft’un olan MSDOS olarak da hatırlayabilirler. Bir de DRDOS (Digital Research DOS) vardı. 1990′lı yılların başında DOS bilmek önemli bir ayrıcalıktı. Okuldan yeni mezun bir programcı olarak benim için öğrenilmesi gereken bir konu olarak önümde duruyordu. Bugün Windows’un Command Prompt’unda DOS hala yaşıyor.

DOS yerini Windows’a bırakırken pek çok kişi Windows ile işlerin nasıl yürüyeceğini hayal edemiyordu. Windows, grafik arayüzü ile son kullanıcılar için çekiciydi ama pek çok teknik işi yapacağından emin olunamıyordu. Ancak endişelerin aksine Windows 3.1 ile yayılmaya devam etmiş ve Windows 95 gürültülü bir tanıtımla tüm dünyaya pazarlanmıştı.Windows ailesi, (Windows 98, Windows NT, Windows 2000, Windows XP, Windows 2003, Windows Vista ve Windows 2008 olarak bugüne ulaştı. Bugün Windows 7′nin piyasaya sürülmesi için geri sayım yapılıyor.

DOS’tan Windows’a geçişte pek çok efsane yaşandı, söylendi. Windows her yeni sürümüyle birşeyler vaad etti kullanıcılara. Kimileri sevdi, kimileri yakındı. Linux da yakınanların uğradığı bir sonraki durak oldu. Bugün farklı Linux türevleri (Pardus, Ubuntu, Fedora, RedHat vb.) ücretsiz açık kaynak olarak kullanıcılara sunuluyor. Bana göre hala aralarında bir standart olmaması ve Windows ailesine göre uygulama seçeneklerinin daha kısıtlı olması nedeniyle çok da kabul görmediğini söyleyebiliriz.

Net hatırladığım şey, Windows’un bilgisayarlarda yüklü geleceğini söylediğimde bazı teknik adamların bile bana tuhaf baktıklarıydı. Windows’u böyle hayal etmemişlerdi. DOS herşeydi. Teknik’di. Bugün Windows olmayan pc’leri almak istemeyen kişi sayısı çok. Windows olmadan tanıdık pek çok programı çalıştıramazsınız. Windows yakınılsa da vazgeçilmezlerimizden oldu.

Belirli bir vizyona sahip olmak çoğu teknik kişi için zor olabiliyor. Ancak vizyon sahibi olmak pek çok avantajı beraberinde getiriyor. Hani Tutamkamon’un mezarında yazan söz gibi : “Dünü gördüm, yarını biliyorum.

Bu yazıyı beğendiniz mi ? Paylaşın !

Bir yorum bırak